Murat Emir: "Bu Rapor Lafta ve Rafta Kalmamalıdır"

18.02.2026

Murat Emir,Milli Dayanışma Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu,TBMM Komisyon Raporu,demokratikleşme önerileri,hukuk devleti,toplumsal barış,Murat Emir komisyon raporu değerlendirmesi,demokrasi komisyonu raporu yasal düzenleme önerileri,Anayasa Mahkemesi kararlarına uyum vurgusu,Türkiye demokratikleşme ve hukuk standartları 2026,Can Atalay ve Tayfun Kahraman hukuksuzluk eleştirisi,Numan Kurtulmuş,nitelikli çoğunluk,AİHM kararları,üniter devlet yapısı,kayyum uygulamaları,masumiyet karinesi,ortak akıl raporu,İlk 5 Bölüm ve İdeolojik Dil Sorunu,Yasal Düzenleme ve Demokratikleşme Önerilerinin Önemi,Cumhuriyetin Temel Nitelikleri ve Üniter Devlet Vurgusu

Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu'nun bugün kabul ettiği rapora ilişkin değerlendirmelerde bulunan CHP Grup Başkanvekili Murat Emir, "Bu rapor her birimize bir ödev yüklemektedir, bu rapor lafta ve rafta kalmamalıdır" dedi.

Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde kurulan Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu, TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş'un başkanlığında bugün TBMM Tören Salonu'nda 21. toplantısını gerçekleştirdi. Komisyon, 5 Ağustos 2025'te başlattığı çalışmalar sonucunda hazırladığı 60 sayfalık, 7 bölümden oluşan raporu 47 kabul, 2 ret, 1 çekimser oyla nitelikli çoğunlukla kabul etti.

Komisyon üyeleri taslak rapora ilişkin değerlendirmelerde bulundu. CHP Grup Başkanvekili ve Komisyon üyesi Murat Emir, raporun yaşama geçirilmesinin önemine dikkat çekerek uyarılarda bulundu.

"ASIL SORU: BU RAPOR YAŞAMA GEÇECEK Mİ?"

Emir, konuşmasında şu değerlendirmelerde bulundu:

"Bunun bir ortak rapor olması, aslında her partinin daha önce kendi raporlarıyla ortaya koyduğu, kendi pozisyonlarından belirli ölçülerde vazgeçmeleri ve bir ortak akılda buluşmalarını gerektirmiştir."

"Bizim de Cumhuriyet Halk Partisi olarak kamuoyuyla paylaştığımız, burada deklare ettiğimiz, kendi raporumuza aslında sıkı sıkıya bağlı olduğumuzu ancak Türkiye'nin önüne yepyeni bir model olarak, 5 grubu olan partinin ve diğer partilerin ağırlıklı bir biçimde katkı verdikleri barış için, demokrasi için ve Türkiye'nin hukuk standartlarının yükselmesi için bir ortak kararlılıkla emek verdikleri bir rapor yazılması önemlidir, değerlidir."

İLK 5 BÖLÜME ELEŞTİRİ

Emir, raporun içeriğine ilişkin eleştirilerini şöyle sıraladı:

"Öncelikle, bu raporun ilk 5 bölümünde yer alan dilin son derece sorunlu olduğunu, belirli bir siyasi ve sosyolojik bakış açısını içerdiğini, bizi kapsamadığını ifade etmeliyim. Geç görmüş olmamız dolayısıyla çeşitli eleştirilerimiz oldu, bir ölçüde yaşama geçirildi ama buradaki cümlelerin her birinin aslında belirli bir ideolojik bakışı yansıtması dolayısıyla bizi tam karşılamadığını da ifade etmek ve tutanaklara geçirmek durumundayız."

"Ancak altıncı bölüm olan Yasal Düzenleme Önerileri, yedinci bölüm olan Demokratikleşme Önerileri bizim için ve 86 milyon için önemli bir beklenti yaratan ve Türkiye'nin hem demokrasi standartlarını yükseltecek hem de toplumsal barışımızı inşa etmeye dönük olarak Meclisimize bir ödev yükleyecek olması dolayısıyla bu konunun çok da büyütülmemesi gerektiğini düşünenlerdeniz."

ANAYASA VE AİHM KARARLARINA UYULMADI

Komisyon çalışmaları sürecinde demokrasi ve hukuk devleti açısından ilerleme kaydedilmediğini vurgulayan Emir, şunları söyledi:

"Bu Komisyon toplanırken de ve Komisyon görev yaparken de Anayasa'nın sürekli çiğnendiği, Anayasa Mahkemesi kararları ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarına uyulmadığı, bu Meclisin bir üyesi olan Can Atalay'ın dahi buraya hukuksuz bir biçimde cezaevinde tutulduğu için gelemeyişi, Anayasa Mahkemesi kararlarına rağmen Tayfun Kahraman'ın hâlâ cezaevinde tutuluşu, Selahattin Demirtaş'ın AİHM kararlarına rağmen cezaevinde tutuluşu, kayyum uygulamalarında en ufak bir geri adım atılmamış olması, tutukluluk uygulamalarının peşinen cezaya dönüştürülmüş olması ve Türkiye siyasetinin adliye koridorlarından iddianamelerle, iftiracılarla dizayn edilmeye çalışılması sürecinde maalesef en ufak bir demokrasiye ait, hukuk devletine ait, adalete ait bir ilerleme kaydedilmemiştir."

"Bu açıdan bu Komisyon çalışmaları beklenen umudu doğurmamıştır, bunu da bir kez daha ifade etmek isteriz."

"RAPOR LAFTA VE RAFTA KALMAMALIDIR"

Emir, raporun yaşama geçirilmesinin kritik önemine dikkat çekerek uyarı yaptı:

"Bugünden sonra asıl soru şudur: Bu rapor yaşama geçecek midir? Bugüne kadar sadece sözde kalan demokrasi, toplumsal barış, hukuk devleti, adalet, Anayasa, AİHM kararları artık yaşama geçecek midir? Asıl cevap verilmesi gereken burasıdır."

"Bu rapor her birimize bir ödev yüklemektedir, bu rapor lafta ve rafta kalmamalıdır. Bu raporun içeriğindeki o genel çerçeveye uygun olarak yasal düzenlemeler, idari adımlar, iktidarın atması gereken adımlar, yargının atması gereken adımlar ivedilikle atılmalı ve Türkiye'nin önüne barışını inşa etmiş, kavgalarını azaltmış, demokrasi standartlarını yükseltmiş, hukuk devleti niteliğini güçlendirmiş ve adaletini ayağa kaldırmış bir umut yeşertmek zorundayız."

Emir, sözlerini şöyle tamamladı:

"Elbette bu Komisyonumuz Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün kurduğu, Meclisimizin özellikli kendine özgü bir Komisyonudur. Cumhuriyetimizin demokratik, laik, anayasal yapısını koruyan ve üniter devlet yapısını tartışmaya açmayan bir çalışma yürütmüştür ve bu açıdan da değerlidir."